Skip to main content

İnsanın özgürlüğü, kendisine yapılanlara karşı takındığı tavırda gizlidir. Jean Paul Sartre

Ögeler etikete göre görüntüleniyor: Heykel Günleri

Heykel Günleri

Thumbnail image

 

 

Sanat kuramcısı Hal Foster’in “gerçeğin geri dönüşü”* olarak vurguladığı durumdan hareketle, sanatın nesneyle olan kadim bağlantısının gündelik yaşamın içerisindeki nesnelerde gizli olması gerçeği desenin varlığıyla ilişkilendirilebilir. Yalın haldeki tekil nesnelere karakalemle ve kuruboyalarla farklı bir hava katan Los Angeles’ta yaşayan Avustralyalı Toba Khedoori oldukça büyük kağıtlara (yaklaşık 4 metre) desenler çalışarak adeta anıtsal bir yapı inşaa etmektedir.

 

Kimi zaman mimari formları da kullanan sanatçı, basit kurşun kalemler, sprey boyalar, karakalem tozları gibi geleneksel malzemelerle çalışmakta ve yalın nesneleri devasa boyutlarda işleyerek varoluş sorunsalı hakkında izleyicide bir tekinsizlik duygusu uyandırmaktadır. Jane Harris’in sanatçının desenlerine dair olan vurgusu kuşkusuz çok yerindedir:

 

Thumbnail imageÖzel Yetenek Sınavı Sonuçları AdanaThumbnail imageÖzel Yetenek Sınavı Sonuçları AdanaThumbnail imageÖzel Yetenek Sınavı Sonuçları Adana

Yayınlandığı Kategori Üni. Haz. Sergilerden

Sanat Sergi Günleri

Thumbnail image

 

 

Çağdaş desen, gündelik hayatın tüm gizli dinamiklerinden ve tüm disiplinlerden beslenmektedir. Çağdaş sanat pratikleri, günümüz sanatının kendi nesnesiyle ilgili problematikleri çözmede çok yönlü yollar ve disiplinler kullanmaktadır. Resim, fotoğraf, sinema, yeni medya gibi disiplinlerin kendi aralarındaki imge ve form alışverişleri, sanat yapıtının kendi sınırlarını eritmiştir. Geleneksel anlamda disiplinlerin tek başına kullanıldığı uygulamalar elbette sürekliliğini korumaktadır. Bu süreklilik teknik anlamda disipliner (tek başına resim, tek başına desen, tek başına heykel vb. gibi) sayılabilir.

 

 

Ancak sanat nesnesinin kavramsal bütünlüğü disiplinlerarası bir yapıdan beslenir (tıp, astronomi, tarih, ekoloji, sosyoloji, mimarlık vb., bilişim sistemleri vb.) ve bu durum yapıtın tek başına bir desen veya çizim olarak olarak yapıtlaşabileceğini gözler önüne serer. Dolayısıyla desenin klasik konservatif yapısı, teknik bütünlüğü, günümüz sanatının farklı dinamikleriyle, içerikle üst üste çakışarak tanımı kolay olmayan bir sentez yapıya bürünür. Elbette her açıdan bakıldığında bir sanatçı için kalem ve kağıt vazgeçilmez birer araçtır.

 

Aynı zamanda bu araçlar hala günceldir ve günümüz sanatı için yeni bir dil edinmiştir. Yeni pratiklerin klasik/geleneksel araçlarla da üretilebileceğini çarpıcı bir şekilde gösteren çizgi ve desen, artık tek başına da bir yapıt olabilir.

 

Thumbnail imageGüzel Sanatlar Fak. Kazanan ÖğrencilerimizThumbnail imageGüzel Sanatlar Fak. Kazanan ÖğrencilerimizThumbnail imageGüzel Sanatlar Fak. Kazanan Öğrencilerimiz

Yayınlandığı Kategori Üni. Haz. Sergilerden

Çizim Düzeyinizi Belirleyin: Karakalem Kursu Ön Testi

Thumbnail image

 

New York ve Rotterdam’da çalışmalarına devam eden Rodos kökenli sanatçı Ellen Gallagher için çizimler ve kağıtlar, bireysel bir masal düzlemi edasında hareket eden kurgular düzenini ortaya çıkarır. Sanatçının iç dünyası ve imgeleri, hayalgücünün estetikleştirdiği objeler ve hatıralar, kimi zaman yalın kimi zaman yoğun kompozisyonlarda dokulaşarak desenin varlığına katılır.

 

Gündelik yaşamın başat göstergesi olan Amerikan gündelik yaşamı gibi olgular, feminist düşünceler ve sosyal konular bu dünyanın katmanlarında kilit göstergeleri üstlenirler. Meghan Dailey’in “bir çeşit işaret dili”11 kullandığına dikkat çekmesi kadar göze batan bir diğer durum da sanatçının desenlerini son derece titiz bir işçilikle işlediği ve desenin marjinal bir yapıya bürünüşüdür.

Thumbnail imageÇukurova Güzel SanatlarThumbnail imageÇukurova Güzel SanatlarThumbnail imageÇukurova Güzel Sanatlar

Yayınlandığı Kategori Üni. Haz. Sergilerden

Resim Günleri

Thumbnail image

Günümüz sanatı, desenin ve kâğıdın kurgusal yapıda şekillendiğini ve sanatçıların bağlamları yeniden okutarak ilginç bir algı sistemi yarattığını gözler önüne sermektedir. Desenin ve kâğıdın değişken ve disiplinler arası çalışmalara olanak veren ilginç bir estetiğe sahip oluşuna ek olarak, bugün önemli sanat etkinliklerinde desenlerle çalışan sanatçılar, bu duruma yükselen bir ivme kazandırmaya devam etmektedirler.

 

Cape Town doğumlu ve Amsterdam’da yaşayıp üreten sanatçı Marlene Dumas, günümüz çağdaş sanat ortamında desenleriyle önemli bienaller ve sergilerde göze çarpan işleriyle dikkat çekmektedir. “Tek fırça vuruşlarıyla bir tıpkı bir Antik Çin resmi gibi işler yapmak istiyorum”9 diyen sanatçı, suluboyanın ve mürekkebin transparan yapısını geleneksel olarak kullanır.

 

Bağlam ve içerik olarak politik imgeler, şiddet, eziyet, günah, işkence, din, kadın hakları gibi toplumsal anlamlar içeren bir figürasyon üretimi gerçekleştirir. Güney Afrika kökenine sahip olmasını merkeze alarak, güncel bir perspektiften temalarını boyasal desenin anlatı unsuruna oturtan sanatçı, çalışmalarını değişemez klasik ekollere bağlı kalarak gerçekleştirir.

Thumbnail imageGüzel Sanatları Kazanan ÖğrencilerThumbnail imageGüzel Sanatları Kazanan ÖğrencilerThumbnail imageGüzel Sanatları Kazanan Öğrenciler

Yayınlandığı Kategori Üni. Haz. Sergilerden

Hat Günleri Başladı

Thumbnail image

 Klasik desenin rasyonel bir sürece sahip olduğu görülmektedir. Desen, bir çıraklık deneyimi olarak Rönesans’ta olgunluk dönemine ulaşmış, Venedik ve Floransa’da renkçiliğin temelinde yer almış, ilerleyen dönemde Roma’da ve Fransa’da kurulan “Akademi” formasyonunun eğitim biçimi haline dönüşmüştür.

 

Dışavurumcu sanatçıların, iç dünyalarındaki cereyanlarının ifadesinde çok sık kullandığı desen, boyasal olarak resmin temel elemanlarından biri haline gelmiştir.* Kübizmle beraber makine estetiğinin ifade edilmesinde ve görsel öğelerin analitik kübizmle ele alınışında, vazgeçilmez bir modülasyon aracı olmuştur. Yerli kabilelelerin kum danslarından esinlenerek tuval üzerinde adeta dans ederek resimler yapan Jackson Pollock gibi savaş sonrası Amerika’ya göç eden bir çok Yeni Dışavurumcu sanatçı için de desen sık kullanılan ifade biçimidir.

 

Pop sanatının dominant isimleri Andy Warhol ve Roy Lichtenstein deseni ve boyayı çizgi romanlara yaslayarak farklı bir görsel ve bağlamsal deneyimi sanatın içerisine yerleştirmiştir. Günümüz sanatı ise tüm bu deneyimleri elinde tutmasının yanı sıra diğer disiplinlerle desenin ve çizginin sınırlarını zorlamaktadır. Rosalind Krauss, Benjamin Buchloch, Hal Foster, Alain Bois gibi sanat kuramcıları ve eleştirmenleri bu sürecin 1990’lardan sonra başladığını öne sürmektedirler.

 

Çağdaş desen ve çizimlerin bireysel hikaye şeklinde pratiğe dökülebileceğini, ortak bellek, bireysel mitoloji, kültürel miras, çok anlamlılık, kamusal alan ve sosyal yaşamın sınırları arasında desenin varlığının oldukça değiştiğini, klasik sanatçılardan alıntılarla, sinema, fotoğraf gibi disiplinlerle çizimlerin kaynaşabileceğini, izleyicinin ve kamunun bile artık desene katılabildiğini belirtirler.

 

Thumbnail imageAdanada Güzel Sanatlar İçin SergilerThumbnail imageAdanada Güzel Sanatlar İçin SergilerThumbnail imageAdanada Güzel Sanatlar İçin Sergiler

Yayınlandığı Kategori Üni. Haz. Sergilerden

Ebru Günleri

Thumbnail image

 

Çağdaş desen, gündelik hayatın tüm gizli dinamiklerinden ve tüm disiplinlerden beslenmektedir. Çağdaş sanat pratikleri, günümüz sanatının kendi nesnesiyle ilgili problematikleri çözmede çok yönlü yollar ve disiplinler kullanmaktadır.

 

Resim, fotoğraf, sinema, yeni medya gibi disiplinlerin kendi aralarındaki imge ve form alışverişleri, sanat yapıtının kendi sınırlarını eritmiştir. Geleneksel anlamda disiplinlerin tek başına kullanıldığı uygulamalar elbette sürekliliğini korumaktadır. Bu süreklilik teknik anlamda disipliner (tek başına resim, tek başına desen, tek başına heykel vb. gibi) sayılabilir.

 

Ancak sanat nesnesinin kavramsal bütünlüğü disiplinlerarası bir yapıdan beslenir (tıp, astronomi, tarih, ekoloji, sosyoloji, mimarlık vb., bilişim sistemleri vb.) ve bu durum yapıtın tek başına bir desen veya çizim olarak olarak yapıtlaşabileceğini gözler önüne serer.

 

Dolayısıyla desenin klasik konservatif yapısı, teknik bütünlüğü, günümüz sanatının farklı dinamikleriyle, içerikle üst üste çakışarak tanımı kolay olmayan bir sentez yapıya bürünür. Elbette her açıdan bakıldığında bir sanatçı için kalem ve kağıt vazgeçilmez birer araçtır.

 

Aynı zamanda bu araçlar hala günceldir ve günümüz sanatı için yeni bir dil edinmiştir. Yeni pratiklerin klasik/geleneksel araçlarla da üretilebileceğini çarpıcı bir şekilde gösteren çizgi ve desen, artık tek başına da bir yapıt olabilir.

 

Thumbnail imageadana da özel yetenek sınav sonuçlarıThumbnail imageadana da özel yetenek sınav sonuçlarıThumbnail imageadana da özel yetenek sınav sonuçları

Yayınlandığı Kategori Üni. Haz. Sergilerden

Eğitim Günleri

Thumbnail image

 

Özet:19.yy.da başlayan batılılaşma hareketleri ile ülkemizin pek çok alanında gelişmeler yaşanmıştır. Cumhuriyet’e giden yolda eğitim ve kadınların sosyal hakları konusunda önemli adımlar atılmıştır. Eğitim düzeyi yükselen kadınlar buna paralel olarak sanatla da ilgilenmeye başlamışlardır. Kadın sanatçılarımızın çoğu üst düzey görevlere sahip, eğitimli bir aileden gelmektedirler.

 

Kimileri sanatçılardan özel dersler alarak, kimileri de daha geç dönemde açılan Sanayi-Nefise Mektebi’nde eğitim görerek resim çalışmışlardır. Manzara, natürmort, nü, portre, otoportre konularında çalışan sanatçılar natüralist, empresyonist, kübist ve expresif tarzda eserler üretmişlerdir. Cumhuriyet rejiminin getirdiği ortamda bu faaliyetler hız kazanmış ve kadınlar diğer tüm alanlarda olduğu gibi resim sanatında da adlarından ve varlıklarından söz ettirmişlerdir.

 

Naciye Tevfik Biren, Celile Hikmet, Müfide Kadri gibi ressamlarla başlayan bu süreç, 19.yy. sonu–20. yy. başında sayıları gittikçe artan ve bu araştırmanın konusunu teşkil eden kadın sanatçılarımızla hız kazanmıştır.

 

Thumbnail imageAdanada Resim KurslarıThumbnail imageAdanada Resim KurslarıThumbnail imageKurslarıThumbnail imageResim Kurs

Yayınlandığı Kategori Üni. Haz. Sergilerden

Heykel Şenlikleri

Thumbnail image

Demek, sanatın ve sanatın gelişmesinin sorunlarını ancak toplumsal yapıyla ve tarihsel olarak açıklayabiliriz; sanatta gelenekselliğin sürekliliği ya da kesikliliği, bu arada geleneksel sanatların iç çelişkisi, ideolojik yönü ile yöntemsel yönünün değerlendirilmesi ancak bu yolla olanaklıdır.

 

Daha önce de vurguladığımız gibi, salt üst yapısal, ya da salt biricik bilinç biçimi olarak din'den, üstelik din ile toplumsal yapı ve gelişme arasındaki karşılıklı ilişki anlaşılmadan ne geleneksel sanat, ne de onun karşısına konan «Batılılaşma» sanatı doğru olarak anlaşılabilir.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Sergilerden

Sanat Kültür Falaliyetleri

Thumbnail image

Hiç kuşkusuz, doğa bilimlerinin yeni-pozitivist anlayışla ele alınışına dayanmaktadır bu tür girişimler. Bu nedenle, estetik ile öbür bilimler, ya da estetik biliminin yöntemi ile öbür bilimsel yöntemler, ne karşı karşıya getirilebilir, ne de birbirinin yerini alabilir.

 

Nitekim günümüzde maddeci estetik de olaya bu ayrımlaşma ve bağlılaşma doğrultusunda bakmaktadır. Burada şunu da eklemek gerekir, estetik bilimi, bütün bu bilimlerde sanatla bağıntılı olarak ortaya konmuş genellendirmelerin, çok doğallıkla, bir bireşimini de oluşturmaz; özgünlüğünü ve bağdaşıklığını koruyabilmek için ancak özümleyerek yararlanabilir bunlardan.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Sergilerden

Sanat Felsefesi

Thumbnail image

Günümüzde yukarda sözü edilen çeşitli bilimsel alanlarda ortaya konulan düşünce ve yöntemlerin yalnız estetik bilimi alanına değil, ama sanat bilimi ile edebiyat bilimine de uygulanabilmesi için büyük çabalar gösterildiği gibi sanat bilimi ile edebiyat biliminde, bu öbür bilimlerle bağlılaşıklık içinde, şu ya da bu yoldan ortaya konulan düşünce ve yöntemlerden de estetik biliminin yararlanabilmesi için çaba harcanmaktadır.

 

Hiç kuşkusuz, böyle yaklaşımların tümü, sanat bilimi ile edebiyat biliminin hangi anlayış içinde ele alındığına, elde edilen sonuçlamaların nasıl değerlendirildiğine de bağlıdır. Örneğin, edebiyat bilimcisi Krapçenko bu konuda şunları söylemektedir: «Bildirişim kuramı ile sibernetikten alınan düşünceler estetik ve edebiyat biliminde çoğu zaman salt yüzeysel değerlendirilmektedir.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Sergilerden
Sayfa 1 / 6