Skip to main content
Insan ne kadar büyük ruhlu olursa, aşkı o kadar derin bir şekilde duyar. Leonardo da Vinci

Ögeler etikete göre görüntüleniyor: Heykeltıraş

Heykel Sergileri ve Sanat Günleri

Thumbnail image

 

Ressam, desen yoluyla tabiatı inceler, desen yoluyla onu yorumlar. Bu incelemede, yorumlamada kullanılan tek araç, çizgidir. Eşyanın sınırlarını gösteren, oturtan ve tespit eden bu çıplak çizgi; tek başına, başka biçim güzelliğini, kıvraklığını, hareketini, çeşitli anlamları içinde canlandırmaya yeter.

 

 

Sanat tarihine baktığımız zaman, eski Mısırlıların, Yunanlıların, Çinlilerin, Gotiklerin ve Doğu sanatçılarının bu tek çizgiyle ne kadar şaşılacak çeşitte düzenlemeler bulduklarını, ne kadar sanat harikaları meydana getirdiklerini görürüz”

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Ustalardan Örnekleri

Heykel Derslerinde Neler Yapılmakta

Thumbnail image

 

 

Alman ruhunun ve Alman gücünün birer «timsali»dir. Bu anlamda, Nazi sanatına, tarihte bir eşi gerçekten görülmemiş biçimde, «tümel sanat», «toplumsal mitos» sanatı, «kült sanatı», yani «siyasal Nazi dini sanatı» ya da «tipik çoğunluk sanatı» diyebiliriz.

 

Gerçekten de Hitter'in bütün amacı, gerek geleceği çağları kendinde içerecek, gerek geleceği kendinden başlatacak biçimde, «tarih üstü» bir çığır yaratmak olmuştur sanatta. Bu tarih üstü «Nazi çığırı» sanatı, tüm toplumda vazedilecek, tüm kültürle örtüşecek bir sanattı.

 

Bu nedenle, Hitler, sanatı, yalnız tikel sanatlar olarak değil, ama tüm bir toplumsal kültür biçimi olarak görmüş; evlerden açık alanlara, çevre Yolları’ndan fabrikalara, kentlerden kırsal alanlara kadar tüm toplumsal coğrafyayı «Nazi estetiği»nce dönüşüme uğratmaya, yeniden biçimlendirmeye çalışmıştır.

 

Tüm sokak, cadde ve kentler, tüm kamu yapıları, karayolları, köprüler, vs. «Nazi otoritesi egemenliğinin gücünü gösterecek biçimde düzenlenmiştir. Onun için, Nazi sanatı ve estetiği dendiğinde, bundan, öncelikle tüm bir toplumsal coğrafyanın çevre düzenini anlamak gerekir.

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Ustalardan Örnekleri

Heykel Şenlikleri

Thumbnail image

Demek, sanatın ve sanatın gelişmesinin sorunlarını ancak toplumsal yapıyla ve tarihsel olarak açıklayabiliriz; sanatta gelenekselliğin sürekliliği ya da kesikliliği, bu arada geleneksel sanatların iç çelişkisi, ideolojik yönü ile yöntemsel yönünün değerlendirilmesi ancak bu yolla olanaklıdır.

 

Daha önce de vurguladığımız gibi, salt üst yapısal, ya da salt biricik bilinç biçimi olarak din'den, üstelik din ile toplumsal yapı ve gelişme arasındaki karşılıklı ilişki anlaşılmadan ne geleneksel sanat, ne de onun karşısına konan «Batılılaşma» sanatı doğru olarak anlaşılabilir.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Sergilerden

Kültür Sanat Sergileri Eğlenceleri

Thumbnail image

Bütün bu yukarda sözünü ettiğimiz özellikler, geleneksel sanatlarımızda estetiksel ilkeler olarak görülmekle birlikte bunun bir İslâm dünya görüşü belirleyiciliğinde var olduğunu söylemek oldukça zordur.

 

Öncelikle de, yukarda da değindiğimiz gibi, söz gelişi, minyatür gibi bir sanatın İslâm'dan önce de varoluşu bize dünyanın İslâmi algılanışı ile sanatsal algılanışının birbiriyle özdeş olmadığını gösterir en azından.

 

Bu özellikler, hiç kuşkusuz, İslâm sanatı özellikleri ile çakışabilir, iç içe geçebilir, ama bütünlükle onun bir sonucu değildir. Nitekim perspektifsiz, iki boyutlu, göstermeci, tasvirsel sanata yalnız bizim geleneksel sanatımızda, ya da «İslâm estetiğinde rastlanmaz.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Sergilerden

Kültürel Sanat Olayları

Thumbnail image

Batının Hıristiyan Ortaçağ resim sanatı da iki boyutludur; yani Batı estetiğini karşısına alan İslâmi geleneksel sanatın bir özelliği değildir başlı başına. Bu nedenle bu estetiksel olguları ideoloji'den, din'den yola çıkarak değil, böyle bir ideoloji'ye yol açan toplumsal yapıdan yola çıkarak açıklamak gerekir.

 

Böyle aldığımızda, Orta Asya Türk ya da Moğol minyatürü ile Osmanlı minyatürü ve Ortaçağ Batı minyatürü arasındaki temel özelliğin, tüm bu sanatların ortaya çıkmasına yol açan toplumsal-ekonomik yapının kapitalizm-öncesel toplumsal oluşumlar olduğu gerçeği ortaya çıkar.

 

Bu nedenle, perspektifin ortaya çıkmasına yol açan toplumsal-teknik dönüşümlerin olmadığı toplumlarda dünyanın iki-boyutlu biçimlerde sanatsal olarak özümlenmesinden daha doğal bir şey olamaz (Mezopotamya sanatı, Mısır sanatı, Aytek sanatı da yüzeydedir örneğin). Rönesans sanatı bile iki boyutlu üç boyutlu olma çatışmasından tam olarak kurtulamamıştır.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Sergilerden

Sanat Kültür Falaliyetleri

Thumbnail image

Hiç kuşkusuz, doğa bilimlerinin yeni-pozitivist anlayışla ele alınışına dayanmaktadır bu tür girişimler. Bu nedenle, estetik ile öbür bilimler, ya da estetik biliminin yöntemi ile öbür bilimsel yöntemler, ne karşı karşıya getirilebilir, ne de birbirinin yerini alabilir.

 

Nitekim günümüzde maddeci estetik de olaya bu ayrımlaşma ve bağlılaşma doğrultusunda bakmaktadır. Burada şunu da eklemek gerekir, estetik bilimi, bütün bu bilimlerde sanatla bağıntılı olarak ortaya konmuş genellendirmelerin, çok doğallıkla, bir bireşimini de oluşturmaz; özgünlüğünü ve bağdaşıklığını koruyabilmek için ancak özümleyerek yararlanabilir bunlardan.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Sergilerden

Sanat Felsefesi

Thumbnail image

Günümüzde yukarda sözü edilen çeşitli bilimsel alanlarda ortaya konulan düşünce ve yöntemlerin yalnız estetik bilimi alanına değil, ama sanat bilimi ile edebiyat bilimine de uygulanabilmesi için büyük çabalar gösterildiği gibi sanat bilimi ile edebiyat biliminde, bu öbür bilimlerle bağlılaşıklık içinde, şu ya da bu yoldan ortaya konulan düşünce ve yöntemlerden de estetik biliminin yararlanabilmesi için çaba harcanmaktadır.

 

Hiç kuşkusuz, böyle yaklaşımların tümü, sanat bilimi ile edebiyat biliminin hangi anlayış içinde ele alındığına, elde edilen sonuçlamaların nasıl değerlendirildiğine de bağlıdır. Örneğin, edebiyat bilimcisi Krapçenko bu konuda şunları söylemektedir: «Bildirişim kuramı ile sibernetikten alınan düşünceler estetik ve edebiyat biliminde çoğu zaman salt yüzeysel değerlendirilmektedir.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Sergilerden

Güzel Sanatlar Heykel Sergisi

Thumbnail image

Bu yüzden, bu düşünceler, kendi anlam ve içeriklerinin çok uzağında taslaklar olmanın ötesine geçememektedir. Buysa, çoğu zaman, edebiyat ve sanatın gerçek özelliklerinin önemli boyutlarda çarpıtılmasına yol açmaktadır.

 

Çünkü edebiyat ve sanatın özelliklerine ilişkin bu gibi tasarımlar, sanatsal yaratımın içinde bulunduğu canlı gelişme süreçleri üstüne yapılan genellendirmelerden değil, bu yeni araştırma yöntemlerinin kendi özellikleri ve olanaklarından elde edilmektedir.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Sergilerden

Sanat Eğitim Şenliği

Thumbnail image

Demek, edebiyat ve sanat olgularının değerlendirilmesinde, soyut biçimcilikten olduğu kadar, yarı-bilimsel pozitivizm'den de kaçınmak, soyut biçimde yapısallaştırılmış metin'den değil, toplumsal-tarihsel bağlam'dan yola çıkılarak bilimsel araştırmalar yapmak gerekmektedir; ancak bu yolla, yazınsal, sanatsal, en sonunda, estetiksel olan ile toplumsal-tarihsel, genel işlevsel olan arasında karşılıklı bir ilişki kurulabilecektir.

 

Bu durumda, şu sorular ortaya çıkmaktadır: Özel bilim alanlarındaki deneyimlerden ve sonuçlamalardan, söz gelişi, edebiyat yapıtlarının incelenişinde doğru yönde nasıl yararlanılacaktır? Edebiyat ve sanat bilimi yöntemi bu özel bilimlerden soyutçuluğa ve ampirikçiliğe düşmeden neleri almalıdır kendine? Felsefi temellere dayanan genel yöntembilim ile tikel bilimlerin özel yöntemleri arasında nasıl bir bağ kurulacaktır?

 

Maddeci tarihsel yöntem, üretken, yapıca işlevsel bir yöntemle nasıl geliştirilebilir? Yazınsal yansılama ve imgelendirmede estetiksel olanın özgüllüğü yöntemce nasıl belirlenecektir? Dünyayı özümlemenin bir biçimi olan, anasonu olarak kendine toplumsal insanı alan edebiyatta temel yaratımsal kategori olarak sanatsal imgenin işlevi nedir?

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Sergilerden

Güzel Eğlenceli Dershaneler

Thumbnail image

Dolayısıyla burada Batı'nın da kendi sanatsal kültürü içinde bağdaşık bir estetiksel bütünlük oluşturmadığı; bu yüzden, sanatta Batılılaşma dendiğinde, bundan ne anlaşıldığının tam olarak açık seçik belirlenmesi gerekmektedir. Geleneksel sanatsal yöntemlerden uzaklaşma deniyorsa, bunun böyle olmadığına, daha doğrusu, bu tür bir sanatsal yönteme Batı'da da rastlandığına yukarda değinmiştik.

 

Yok, eğer bundan İslâm, yani, dinsel sanat görüşünden kopmak anlaşılıyorsa, Batı'da dinsel dünya görüşünün her zaman sanat üstünde büyük etkiler yapmış olduğuna yine yukarda değinmiş bulunuyoruz.

 

Eğer Batılılaşma denince karşı çıkılan, Batı'nın çöküşme (dekadana) sanatı, ya da «modernizem» ise, modernizemin günümüzde tam bir «soyut sanat», «tasarımsal sanat», «kavramsal sanat» olduğunu, yani, İslamcı sanatın kavramsallık, tasarımsallık ve soyutçuluk gibi biçimsel estetiksel ilkeleriyle uygunluk içinde olduğunu görürüz.

 

Amaç, salt biçimsel benzerliklerin tarihsel olarak sürdürülmesi ise, yine yukarda da değindiğimiz gibi, tarihsel-teknik gelişmeler en azından buna izin vermemektedir, yani, işlevselliğin yitmesiyle estetiksel ilkelerin yitmesi sorunuyla karşı karşıyayızdır. Sanatın gerek içerik, gerek biçim açısından değişmeden kalabileceğini sanmanın tam bir ideoloji olacağını, tarihsel gelişmeyle kesinlikle bağdaşmadığını söylemiştik.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Sergilerden
Sayfa 1 / 8